Siyaseti sevmiyorum

Mustafa Kaplan Siyaseti sevmiyorum
3 Kasım 2020 Yazırın bütün yazıları için tıklayın


Siyaseti sevmiyorum

Oldum olası bir garip bulmuşum şu siyaseti, bir o kadar da soğuk… Sizleri bilemem ama bana pekte öyle sempatik gelmiyor açıkçası.

Kullanan ele göre tebeddülât arz eden bu kavramın suçu günahı yok aslında.. Kuru yaprak gibidir; rüzgârın estiği yöne doğru bir eğilime tabidir sadece…

Eh, biraz da kaypak ‘tır desem; bana kızmazsınız umarım. Ha bakın, unutuyordum az daha! Kötü binicisini sırtında atacak kadar tahammül yoksunu bir Ata benzetilebilir mesela…

İkircikliğin, ikiciliğin, kayırmacılığın, ötekileştirmenin, yalan dolanın tefrikaların doludizgin at koşturduğu bu arenada tutunabilmek her baba yiğidin harcı değil doğrusu.

Daha önce verilen vaatlerin, elde edilen yetki sonrası unutulup, yerine getirilmemesi sonucunda; elinde bir argümanı olmadığı için verecek cevabı bulunamayıp, içine düştüğü durumdan laf kalabalığı yaparak sıvışabilenlerin iştigal ettiği bir sanat bence…

Tüm siyasetçiler için aynı şeyleri söyleyip, haksızlık yaptığım düşünülmesin sakın. Hepsini aynı kategoride değerlendirmek yanlıştır elbette… İçlerinde yürekten alkışlanacak olanlarda yok değil hani…

Burada söz konusu kavramın, iyi veya kötü oluşu ile ilgili üzerinde kafa yorup, bir sorun statüsünde değerlendirmekte değil; sorun, onunla meşguliyet hasıl edenlerin çıkar odaklı paradigmalarına entegreli bir siyaseti, yaşam platformunda icra etmeleridir.

Sübjektif görüşüm ,kirlilik üzerinde bina edilen siyasetin yürütüldüğü ülkelerde, mutlu bir azınlık dışında; çoğunluğa ait istenilen refah seviyesinde bir arpa boyu yol kat edilemeyeceği gerçeğidir.

Şahsi ve çevresel çıkarlara boğdurulan beklentilerin, zaman zaman menfi mecralarda birikip, bir çağlayana dönüşmesinin önüne geçilemeyeceği, istenmeyen yıkımların olabileceğine dair bir determinasyon olabilirliğidir.

Hak literatüründe insanlığa mal olmuş kavramların tek bir elde toplanıp, o yöne doğru kanallize etme çabası, insan doğasına aykırılığı arz eder.

Siyaset, elbette idare etmek açısından toplumların olmazsa olmazıdır; bunun aksi yönünde bir fikir beyanım olmaz, olamaz da.

Asl olan vicdani sorumluluklarla yoğrulmuş, empati nemalı bir siyaseti, toplumun her kesimine yansıtabilme becerisidir.

Başta Hz Ömer ve nice mümtaz yöneticilerin adaleti ile alakalı günümüze kadar taşınan menkıbelerini okuyup, dinlediğinizde hayran olmayanınız var mıdır?

Salt adalete dayalı bu sistemin, siyaset dışı bir yapılanma olduğu söylenebilir mi,?

Hedef sosyal mutluluk ise, harcanacak bir hareketin egosal duygulardan arınmış olması gerekir.

Aslında siyasetin saati teamüllere göre ayarlıdır; ama günümüzde ibresinin teamülleri işaret ettiğini objektif perspektiften görmek mümkün.

Bilgilendirme

Urfa Yaşam Haber sitesinde yazılan yazılardan yazarın kendisi sorumludur. Yazarın görüşleri Urfa Yaşam haberinin görüşlerini yansıtmaz


Etiket: , , , 37 okunma
Tarih: 3 Kasım 2020 Google News