Faruk Caymaz

Eh işte…

by | Eh işte… için bir yorum

Çıkar Sokağı adlı kitabımızın yazımı sırasında çok geniş kapsamlı araştırma yapmak zorunda kaldım.
Yazacağımız şeylerin dayanağı çok güçlü kanıtları olmalıydı ve desteklenebilir kaynaklar ispat için gösterilebilmeliydim.
Onlarca hatta yüzlerce kitap,belge,makale inceledim;kaynaklarımın doğruluğu konusunda okuyucumuzun aklında tek şüphe kalmayacağı gibi benimde son derece emin olduğum bilgiler taşımalıydı.
Yaklaşık iki yıl sürdü .
Tek tek,cümle cümle,satır satır okudum inceledim.
Defalarca yazdıklarımı tekrar okudum,sildim yeniden yazdım.
Okuyucularınıza sunacağınız bilgi ve düşüncelerinizin ne kadar önemli olduğunu bilmeden yazmak imkansız çünkü.
Neden böyle bir giriş yaptığımı hemen söyleyeyim.
İstanbul’da Konsoloslukta katledilen Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle direk sorumlu görülen ,kimi gazetelerde yerden yere vurulan Prens Selman’ın Türkiye’ye gelişi ,kitabımızın yazımı sırasında üzerinde uzun uzun durduğum Arap milletini aklıma getirmesi sebebiyle bir kez daha nasıl haklı çıktığımı aklıma getirdiği için.
Arap Milliyetçiliği çok kullanılan bir tabir.
Arap Milletçiliği neyi savunur onu da bilmeyiz ya… sıkça kullanılan tabir aslında fakat tam tersi ifadenin ta kendisidir.
Asla birlik olmaya başaramayan ,petrolü ve silah tüccarlarının ağzını sulandıran paraları dışında, herhangi bir bilimsel çalışması olmayan ,insanlığa hiçbir hizmet adı altında yararı pek bilinmeyen,petrol zengini şımarık tavırlara sahip arap milletinin çıkarcılığı milliyetçiliklerinin tersi bencil yapılarıyla biliniyor artık.
Asla ırkçı olmadım bunu da belirteyim,benim üzerinde durduğum nokta zekalarını bu aralar çok iyi kullanıyor olmaları.
Nasıl derseniz?
Eh işte…
Elli ila yüzyıl arası gelecekte tükenmeye başlayacak olan petrollerinin dışında ,dünyaya pazarlayabilecekleri ve yaşamsal kaynak olarak kullanabilecekleri ne yazık ki bir şeyleri yok.
Turizm, ellerinde kalabilecek tek şey,o da arap coğrafyasının her ülkesinde bulunmuyor.
Petrol gelirlerini, büyük paralara ihtiyacı olan ülkelerin elinde bulunan kimi taşınmaz,tarımsal alan,sulak arazi ve turizm geliri ,sanayileşme alanında yatırımlar yaparak bir tür memleket dışında memleket parçası satın alarak gelecek yatırımı yapmaları onları bu konuda zeka kullanıyor imajını vermeye yetiyor.
Her tarafa yayıldılar mı derseniz?
Eh işte…
Peki biz ne yapıyoruz bu arada?
Aslında onlara elimizde bulunan ve onları cezbeden, bizim çok daha ihtiyacımız olan gelir getirebilecek şeyleri onlara pazarlamakla meşgulüz!
Çünkü sıcak paraya ihtiyacımız!
Geleceğimizi onlara satarak borçlarımızı kapatmaya çalışıyoruz.
Ne kadar sattık?
Eh işte…
Bir zamanlar tarımda kendi kendine yetebilen yedi ülkeden biriydik,şimdi yedi ülke bizi doyurmak için yetmiyor.
Nasıl mı?
Eh işte…
Prens Selman’ın gelişi bizim için değil, borçlarımızı ödeyip dostlukla kaynak aktaran bir yakınımız da değil;
O bizden daha iyi imkânlara sahip yatırımlarıyla bizden almaya çalışan bir yayılımcı rolünü üstlenmiş petrol zengini .
Ve biz dedelerimizin uğrunda kanlarını akıttıkları,canlarını verdikleri kurtuluş savaşında koruduğumuz topraklarımızı, öz kaynaklarımızı kullanarak geleceğimizi garanti altına alamıyoruz.
Benim özellikle eh dememin sebebi de budur.
Araplara karşı olmadığım gibi yatırımlarına da karşı değilim.
Bizi hiç sevmeyen coğrafyanın kıyısında laik demokratik ve çağdaş bir ülkeyiz,dara düşmüş her millete kapımız açık ama bizi muhtaçlığımızdan dolayı yaptıklarını düşünmeden kapımızdan girmeleri ne kadar doğru acaba?
Eh işte….

 


Etiketler: 81 okunma
Bilgilendirme

Urfa Yaşam Haber sitesinde yazılan yazılardan yazarın kendisi sorumludur. Yazarın görüşleri Urfa Yaşam haberinin görüşlerini yansıtmaz

One Comment “Eh işte…”

  • Avatar

    Mustafa SOYLU

    says:

    Faruk Bey tespitleriniz nokta atışı kutlarım; görmeyen gözlere, duymayan kulaklara işine gelmeyenlere gel de anlat.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.