Virüs diye geçmemek lazım

Mustafa Kaplan Virüs diye geçmemek lazım
30 Ekim 2020 Yazırın bütün yazıları için tıklayın


Virüs diye geçmemek lazım

Korona virüsünün yol açtığı tehlikeleri yanı sıra; faydalı yanları da var. Yönetimine talip oldukları ülkelerinde; halklarına ettikleri refah vaatlerini; başa geçtikten sonra beceriksiz politikalarıyla tepetaklak eden yöneticilerin, yalan denizinde yürüttükleri gemileri için bir limandır mesela…

Veyahut “Tamda ekonomiyi düzeltmek üzereyken şu virüs ortaya çıkıp her şeyi mahvetti “gibi söylemlerle; başarısızlıklarını örtbas etmek adına, üstüne suç atılan bir günah Keçisi…

Şöyle ya da böyle, birilerinin ekmeğine yağ sürmek gibi özellikleri olduğu da göz ardı edilmemelidir.

Bu ana kadar hiç bilgilerine başvurulmamış birilerini, bilim adamı statüsünde Televizyon ekranlarına çıkartıp, boy boy poz verdirterek ünlü olmasına kapı aralaması gibi meziyetleri olduğu da inkâr edilemez boyuttadır hani(!)

Teşhir etmek gibi huyları da var bu merettin… Bu konuda örnekler şöyle sıralanabilir. Mesela üzerinde Güneş doğmayan bir ülke konumunda olan İngiltere’nin acziyettiyle ilgili teşhiri… Yâda her fırsatta Ortadoğu ülkelerinde burnunu sokamadık delik; karıştıramadık halt bırakmayan Amerika’nın, kendisiyle olan mücadelesinde yetersiz kalması karşısında madara olması söylenebilir.

Sahi adilane bir tarafı da olduğunu unutuyordum az kalsın… Nasıl mı? Şöyle ki: Onun için insanları kategorize etmek, zengin fakir ayırımı yapmak diye bir şey söz konusu değildir. Duruş mesafesi herkese eşit ve aynıdır.

Makam, mevki sahiplerine yalakalık yaptığı görülmedi şu ana kadar… Yapacak gibi de görünmüyor…

Bana göre, tenakkuzî bir teşekkülmüş gibi geliyor; size artık nasıl geliyor bilemem.

Kendisini icat edenlere karşı savaşacak kadar nankör de… Yapanların elinde patlayan bir bomba olması hasebiyle de uzak durulması gecikmiş bir tehlikedir aynı zamanda.

Ondan kurtulmanın yolu, global bir birlikteliğin sağlanıp, aklî tedbirler çerçevesinde bir çabanın oluşturulmasından geçer

Belki de insanoğlunun yaptığı kötülüklerin bir yansıması veya tüm bu kötülüklerden dolayı suratına inen İlahi bir tokat…

Zulmüne daha fazla katlanamayıp yüklendiği elçilik görevine rağmen, kavminden kaçan Hz. Yunus’un bu süreçte aldığı İlahi tecziyye sonrası nedamet getirip, o meşhur”

1. Okunuşu: “Lâilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzalimîn.”

1. Meali: “Allah’ım! Senden başka hiç bir ilâh yoktur. Seni noksan sıfatlardan tenzih eder ve tesbih ederim. Doğrusu ben, kendime yazık ettim, kendine zulmedenlerden oldum. Demek olan itiraf niteliğindeki duasının aynısını bizlere ulaştırmakla görevli, Allah’ın bir kuryesidir.

Panik olmaya da hiç gerek yok… Başıboş olmadığı, yüce bir Yaratıcının tasarrufunda hareket ettiğini, onun sonsuz iradesi dışında bir şey yapmaya muktedir olmadığını sağlam bir iman dürbünüyle bakmak gerekir.

Bilgilendirme

Urfa Yaşam Haber sitesinde yazılan yazılardan yazarın kendisi sorumludur. Yazarın görüşleri Urfa Yaşam haberinin görüşlerini yansıtmaz


Etiket: , , 28 okunma
Tarih: 30 Ekim 2020 Google News