Mustafa Kaplan

Sır

by | Leave a comment

Soruldu: Dört kitap nedir, İhlas nedir, Sır nedir, ‘B’ nedir,Nokta nedir?..

Evvela Dört Kitapla ilgili soruya cevap bulmaya çalışalım:
İnsan toplulukları aşama aşama, bir çok deneyimsel süreçten geçerek; bugünkü tekamül seviyesine erişebilmiştir.Suhuflarla birlikte inen dört mukaddes kitap ta,bu toplumsal yaşayış biçiminin en reel şekilde icra edilmesi ile ilgili İlahi deklarasyonu ihtiva eder.

İlk insanların gecenin karanlığında vakit geçirmeleri;onları ışığı keşf etmeye iten muharrik gücü olmuştur…İlk önce bir meşale,sonra mum,devam ede ede bugünkü elektrikle aydınlanmaya kadar gelindi.işte Kitapların iniş serüveni de, bu tekâmüllat üzerinde devamlılık arz etmiştir.

Bir çocuk önce emekler, sonra yürür, sonra olgunlaşır .Bu İlahi yasanın revize edilmesi, değiştirilmesi yahut tahrif edilmeye kalkışılması mümkün değildir.Her şey Yüce Allah’ın emr-i tasarrufunda olur,gelişir, onun istediği yönde tecelli eder.Buna karşı koymak veya itiraz etmek gibi, yaratıla’nın herhangi bir tasarrufu yoktur.Kuşkusuz bizim bilemediklerimizi,kulları için neyin iyi;neyin kötü olduğunu bilmektedir.

İhlas ise:Birine sonsuz güveniyor,onu çok seviyor ve yapacağınız hizmetten hiç bir karşılık beklemeden tereddütsüz ifa ediyorsun;bu ihlastır.Yani,yapılan veya yapılacak olan tüm iş,oluş ve fiillerin çıkarsız ve tamamen samimane duygulara dayalı olma gereğidir.Burada esas olan, kişinin özden saf ve temiz olmasıdır.

Sır;kul olma gereği beşerin derin bir tefekkürle yaratılış amacına vakıf olmasıdır.Bu keşfi sonucu kişinin kendini
sorgulayarak ne olduğunu, nereden gelip,nereye gideceğini;sebep-i varlığını öğrendikten sonra,ona göre bir paradigma belirlemesıdır.

Harflere gelince:
Cevabını Hasan Dedenin bir şiirindeki dört Mısra’yla cevaplayalım:
“Kuldur Hasan Dedem kuldur
Manayı söyleyen dildir
Elif Hakka doğru yoldur
Cim ararsan Dal bizdedir”
“A” ilmî ledündür, yani Allah’ın dilediği kuluna ifşa ettiği gizli ilmidir. “B” Besmeledir ki; muhteviyatın da Allah’ın Rahman ve Rahim gibi ism-i şeriflerini barındırmıştır. Bu İsimler sayesinde tüm mahlûkat yaşamını sorunsuz devam ettirir. Bu iki isim doğanın temel yasalarıdır aynı zamanda… Geleceğe ve geçmişe her mekâna, nüfuz eder.
“B” harfi yatay Elif harfidır. Ev, mekân, yeryüzünü ifade eder; başka deyişle gönlü temsil eder. Altındaki nokta insandır. İnsanın yükselişi tevazu iledir. O halde insanı insan yapan bu kavram, bahse konu noktanın ta kendisidir. Acz ve fakrı da temsil eder. Kibri, büyüklenmeyi izale eder; her hâlükârda acziyetti, güç ve selamete barınak yapar.
İlâhî sırlar peygamberlere inen kitaplardadır, peygamberlere inen kitapların sırrı Kur’an’dadır, Kur’an’ın sırrı Fatiha Süresinde, Fatiha’nın sırrı besmelede, besmelenin sırrı “B” harfinde, “B”nin sırrı ise altındaki noktadadır.” Hz. Ali (r.a)
Nokta yuvarlak ve küçüktür; Bir atom da öyle!.. Noktanın yuvarlak oluşu her yanı gören bir istidada sahip olduğunu gösterir. Tıpkı ‘B’nin gönül; ‘Nokta’nın ona göz olması gibi…
Evren için yazılan İlahi Kitabın mimarisine katkı sunmak açısından, baş harf olarak görev almak isteyen harflerin aksine; bir köşede susmayı tercih eden” B “harfinin bu tevazu ile alakalı duruşu; Allah tarafından baş harf olma statüsünü elde etmesine sebep olur…

Gökyüzünde dünyaya bakın! Göre bileceğiniz koca dağlar, ovalar, yollar ve denizler olacaktır… Peki, herhangi bir insanı görme şansınız var mı; yoktur elbette… Neden?.. Çünkü cismi küçük te ondan… Küçük olmasına rağmen, kendisine verilen akıl sayesinde, o koca dağlarda tüneller açıyor, uçsuz bucaksız denizleri gemilerle aşıyor yahut gökyüzünde uçmak gibi bir kabiliyeti söz konusu yapabiliyorsa;burada noktanın önemini anlamamızın önünde bir engelin kalmadığını rahatlıkla söyleyebilirim sanırım. Küçük;gücün, kudretin azamet’in ta kendisidir…
Hücre canlının en küçük parçasıdır; organizmayı meydana getirir… Tersten söyleyecek olursak:
Organizma-Sistem-Organ-Doku-Hücre.
İşte B harfinin altındaki noktanın sırrı…
“B” Besmelenin ilk harfidir. Yaratan; Yaratılanı, kâinatın yaratılış sistemi olan” Rahman ve Rahim” isimlerine göre buyrukları doğrultusunda vuku bulacak fiiliyatla muvazzaf kılar. Bismillah denilince, otomatikman o sisteme dâhil olmayı, o sistemin konseptlerine göre bir davranışı tezahür ettirir.
Daha anlaşılır bir dille;Besmele bizzat yaşanır. Hem pratik;hem teorik tır . Her açıdan, hayati ve uhrevi platformda istenilen seviyede seyir gerektiren bir olgudur.
Sondan başa dönülse her harf ‘Elif’ tır zaten… Elif olmak için eğilip bükülerek bir meşakkat sürecinden geçmek gerekir. Yani, Kulun;her çileye katlanarak, sabırla, tevekkülle Yüce yaratanın buyruklarını eksiksiz yerine getirdikten sonra; Hak yolunda menziline vasıl olmak gibi bir kazanımı elde etmesidir…


Etiketler: 23 okunma
Bilgilendirme

Urfa Yaşam Haber sitesinde yazılan yazılardan yazarın kendisi sorumludur. Yazarın görüşleri Urfa Yaşam haberinin görüşlerini yansıtmaz

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir