Öz

Mustafa Kaplan Öz
2 Ekim 2020 Yazırın bütün yazıları için tıklayın


Öz

Bir cevher üzerinde doğar insanlar… Ne eksik ne fazla…  Kimseye iltimas geçmek asla söz konusu değildir.

Doğum sürecinden belli bir tekamüle kadar herkes bir masumiyet üzerinedir.

Akılla birlikte tasarrufuna verilen cüzi iradesiyle insanlar; yaşamına artı ve eksikleri dahil edene kadar bir mesuliyet taşımazlar. Ta ki gelişip olgunlaşma ile baş gösteren farkındalık istidanını elde edene kadar.

Yaşamanın bundan sonraki süreçte işleyeceği her fiilin iyi veya kötü; kendisine verilen cevherin niteliğini  değiştirebilecek olması kişiyi bir çok konuda sorumlu pozisyonuna düşürür yada yükseltir.

 

O cevherin Rıza-yi İlahiye göre istimali  gerekirken; hırslarımızla, benciliğimizle, süfli duygularımızla  kirletiyor olmamız, bizi direk “Emanete hıyanet etmek” gibi bir suçla karşı karşıya getireceği gün gibi açık.

Beşeri manada bile karşılığı çok ağır olan bu durumun; birde  mana boyutunu düşünürsek,  nelere mal olacağını kestirebilmek hiçte zor değildir.

O cevherin kullanılmasıyla ilgili onca  Enbiya, evliya ve esfiyanın yanısıra, birlikte gönderilen kitaplara rağmen yanlış ameller  sergilemenin nasıl akli bir yanı vardır, düşünülmelidir.

Dünya denilen sınav salonunda kullanmamız  için verilen bu cüz- i İradenin;  tabi  tutulduğumuz sınav için harcanması gerekirken; dışında bir sarfiyattın faili olmamızın bir bedeli ödetilir elbette…

 

Yüce Allah’ın gerek  görmediği vakit, bir müdahalesi olmadığı gibi; giriştiği yanlışlardan imtina edenlere de yardım eder.

Kendisine rücu edenlerden yüz çevirmesi asla  yoktur; yeter ki kul bu yanlışlardan dönebilmeyi cidden istesin.

İçine düştüğü gaflet uykusundan uyarmak için ara sıra şefkat tokatlarıyla uyarması Allah’ın  kullarını nasıl sevdiğinin en açık delilidir.

İki dünya arasında kurdurduğu köprüden yürümemiz için verdiği o cevherden saçılan ışıkların sönmemesine dair azami bir dikkat gerekmez mi?

Sevaplarla parlatmak yerine; günahlara karartmanın o cevheri işlevsiz bırakacağı ;bununda kefaretini yarın behemehal ödeyeceğimizi az çok tahmin edebiliriz.

Müspet hissiyatla gelişip, güzel amellerle desteklenen bu cevherden saçılanlar; tekamüllat sürecindeki ruha yansıtılan nurani parıltılardır.

Ruhun alması gereken hüviyet bu cevher sayesindedir.

Onu yıpratmadan zamanı gelince orijin haliyle geri iadesinin bir kulluk görevi olduğu unutulmamalı…

Allah; bizi huzuruna korunmuş bir cevherle çıkarmayı nasip etsin!..

Bilgilendirme

Urfa Yaşam Haber sitesinde yazılan yazılardan yazarın kendisi sorumludur. Yazarın görüşleri Urfa Yaşam haberinin görüşlerini yansıtmaz


Etiket: 56 okunma
Tarih: 2 Ekim 2020 Google News