Mustafa Kaplan

Mülteci meselesi

by | Leave a comment

Türkiye gittikçe heterojen bir sosyolojik yapılanmaya doğru yol alıyor.

Günden güne ülkemize olan göçmen akını, birtakım sorunları beraberinde getireceği gibi, kendimize has olan kültürel değerlerimizi de tehlikeye sokacak gibi görünüyor.

Bir sürü kültürü, farklı yaşam tarzlarını, farklı dilleri bir arada tutup,kontrol altına almak pekte kolay olmasa gerek.

Bu farklılıkların yarınlara olabilecek olumsuz yansımaları , birtakım hoş olmayan durumlara yol açabileceği konusu üzerinde titizlikle durulmalı,geleceğe dair konjonktürel saptamalar yapılmalıdır.

Bunu burada dillendiriyor olmamın hiç bir faşizan söylemle alakalı olmadığının bilinmesini istiyorum. Herkesin ülkeleri için en iyisini istemesi,bu yönde fikir beyan etmesi bir doğal haktır sanırım.

Şu ana kadar,yani ülkemiz daha göçmen akınına uğramadan önce; hangi gün sahil kenarlarında veya plajlarda oturup, nargile içildiği görülmüştür.Bu küçük ayrıntı bile,insanı endişeye sevk edebiliyor mesela.

Belki bu davranışları, geldikleri memleketlerinde normal görülebilir;ama bizim yaşam tarzımızla taban tabana zıt olduğu da yadsınamaz .

Bizim de yaşam tarzımız onlara garip gelebilir.Bu doğaldır;lakin bu farklılıkların ilerde birtakım önlenemez sorunlara yol açabileceği iyice hesaplanıp,ona göre tedbir düşünülmelidir.Belki de büyüklerimiz bu konuda hassasiyetlerini bir plan çerçevesinde işletiyor olabilirler . Bunların sık elenip,ince dokunacak konular olduğu,onlar tarafından bilinir olmasına imanım tamsa da;yine bir yurttaş olarak endişlerimi belirtmemin bir vatani borç olduğunu düşünüyorum.

Elbette mazlumların yanında olup,yaralarına melhem olmak insanlık adına olması gerekenlerdir.Buna zaten kimsenin bir itiraz etme lüksü olamaz. Legal veya ilegal, gelen göçmenlerin ne amaçla,ne niyetle geldiği hakkında ne kadar bilgi sahibi olunabilir ki..!Bir savaş bahanesi mazlumu da;zalimi de ülkemize sokan en kolay yoldur.

Mesela gelenlerin çoğu genç ve eli silah tutabilecek konumdadır.Bunlar kalıp,ülkelerinde savaşamaz mıydı.

Görüyorum,her yerde her pazarda her avemede; gayet rahat, gayet keyifleri yerinde.Çoğunun akrabaları geldikleri yerde,ve bayramlarda birbirlerini rahatlıkla ziyaret edebiliyorlar.

Düşünüyorum da,biz kurtuluş savaşında bağımsızlık destanını tarihe nakş ederken, milletçe, genç-yaşlı;kadın- erkek, çoluk çocuk, top yekün mücadele edip ülkemizi kurtarmadık mı!Tek bir fertimiz bile herhangi bir ülkeye sığınıp, mülteci olma statüsüne bürünmedi…

Bir kere yabancı ülkelerin,buna komşularımız da dahil; bizi pek de sempatik buldukları söylenemez. Böyle göçlerin odağında hedef olarak Türkiye’nin olması,bana manidar geliyor.

Bu akınların,ülkemize dair hain planları olanların işini kolaylaştırıp, envai çeşit casus faaliyetlerine kapı aralayıp, aralayamayacağını kim bilebilir.

Tamam gelsinler de, Prince giderken;evde ki bulgurdan olmayalım bari…

Tüm ihalenin Türkiye’ye yıkılması pekte iyi bir niyet gibi görünmüyor.

Madem insani bir trajedi var ortada.Bunda tüm ülkelerin payına düşeni yapması gerekir.

Onca Arap ülkeleri neden bu kadar sessiz.Öncelikle onların, elini taşın altına uzatması gerekmiyor mu.

Zaten başımızda bin türlü sıkıntı var.Yarın öbür gün Allah korusun,olumsuz bir davranış vuku bulursa;çözülmesi beklenen onca problemin zorluğunu daha da daha katmerleştirmez mı.


Etiketler: 21 okunma
Bilgilendirme

Urfa Yaşam Haber sitesinde yazılan yazılardan yazarın kendisi sorumludur. Yazarın görüşleri Urfa Yaşam haberinin görüşlerini yansıtmaz

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir