MERTLİK(Hikâye)

Mustafa Kaplan MERTLİK(Hikâye)
16 Kasım 2020 Yazırın bütün yazıları için tıklayın


MERTLİK(Hikâye)

”Mert düşmandan korkma;namert dosttan kork!”
 Koyun sürüsünü ahıra kapattıktan sonra, amcasının konağına giden Hasan;onu oturmuş,kahve içerken buldu…
Gelişinden pekte memnun olamadığı her hâlinden belli olan amcası, yapmacık bir sevgi nümayişinden sonra”Buyur yeğenim,gel şöyle oturalım” deyip ;serili şilteler’den birine oturması için işaret etti…
Hasan; yorgun,birazda sitem dolu bir ses tonuyla,”Amca oturmaya gelmedim,bir çift laf edip,gidecegim.”dedi..
Amcası,biraz tedirgin”De hele nedir derdin?”
Hasan,”babam öldüğünden bu yana, her işini,her hizmetini gördüm… Üstelik babamın bana bıraktığı mirası da elimden aldın…Bana her seferinde kızın Hüsnayı vereceğini söyleyip beni oyallıyorsun.Artık verdiğin sözü tutmalısın.Bak yaşım kaç oldu.”
Amcası;”hemen ne kızarsın be yegenim, elbette sözümde duracağım lakin…”
“Ne amca…Bu sefer  benden ne yapmamı istiyorsun?  Söyle de bileyim hele!..”
Amcası”Bak Hasan!…Bu isteğim biraz zor biliyorum.Herkesin yerine getireceği  bir şey değil…”
Hasan” Sen yinede söyle!neymiş bu zor iş?”
Amcası,”Hani Zor Ali paşa var ya…Onun meşhur bir atı var,dillere destan…”
“E!..Ne olmuş ata, benden ne istiyorsun?”
_Onu gidip, bana getirirsen sana Hüsnayı veririm…
Hasan ;amcasının niyeti ,onu öldürtmek olduğunu anlamıştı… Çaresiz, “Tamam amca,bu dediğini de ne pahasına olursa olsun yerine getireceğim, şimdi müsadenle.” “Deyip,Odadan çıktı…
Aşağı inince, kapının önünde nişanlısını gözyaşları içinde beklerken gördü…
 Hüsna;amcasıyla onun arasında geçen konuşmayı duymuştu..Onu bu işten vaz geçirmeye çalışsa da muvafakat olamadı.Hasan”Arkamdan kaçtı dedirtmem”deyip,atına bindiği gibi yürüdü gitti …
Hüsna, arkasında sadece baka kaldı…Onu tanıyordu… Mutlaka dediğini yapardı…
Epey yol alan Hasan,en nihayet ortasında dere akan ağaçlık bir yerde atını durdurup,sulamak için indi…
Bir kaç adım ötede,iki delikanlıya bakıp eliyle selam verse de,selamına  karşılık alamadı.
 Gençlerden biri,”Buralar bizim,kimse iznmiz olmadan geçemez.”
Hasan”Niyetim atıma su içirtmek… Uzak yoldan geliyorum.Biraz dinlenip gideceğim…”diye cevap verdi…Evvelki konuşan genç”Hadi daha fazla bizi kızdırmadan çek arabanı”
Hasan’ın tepesi atmıştı.Atıma su içirmeden şurdan şuraya gitmem diye inatla cevap verdi…
İki genç kılıçlarını çekip tam saldırmak üzereyken ; önceki konuşan”Kardeşim,o bir, biz iki kişiyiz…Bu mertliğe sığmaz. Bırak teke tek dövüşeyim .Diğer delikanlı olur manasında kafasını sallayarak geri çekildi…
 Delikanlı Hasan’a dönüp hamle yap der demez atağa geçti…
Hasan ustaca bir manevrayla kılıcını delikanlının göksüne saplayınca ;
diğer delikanlı,bir Kartal gibi Hasan’ın üstüne atladı…Hasan onu da diğeri gibi öldürdükten sonra;
kılıcındaki kanı temizleyip kınına soktu…
Atına su içirip tekrar yola revan olan Hasan, nihayet Zor Ali Paşa’nın bulunduğu şehre vardı…
Önce üzerindeki o kaç günlük yorgunluğu atmak için bir hana gidip iyi bir uyku çekti…
Ertesi gün kahvaltıdan sonra, çıkıp şehri dolaşırken, yoldan birini çevirip ondan Paşa’nın konağını öğrendi.
Doğruca konağa giden Hasan,orada bir kalabalık olduğunu görüp,birine sorması üzerine, aldığı cevap onu şok etti adeta…
Paşa’nın iki oğlu;biri veya birileri tarafından öldürülmüştü.
Bir yolunu bulup, konağa giren Hasan, misafirlere hizmet edenlerin arasına girerek başladı çalışmaya…
Perfomansı Paşa’nın dikkatini çekmiş  olacak ki ,onu yanına çağırtıp, adını nereli olduğunu sordu… Kendisini çok sevdiğini,onu kaybettiği iki oğlu yerine koyduğunu, isterse manevi evladı olarak,konakta kendileriyle birlikte kalmasını rica etti…Hasan sevinçle kabul etti…
Karı koca onu gerçek evlatları gibi bağrına bastılar…
Böylece günler haftalar geçiyor;ama Hasan dayanılmaz bir hasretle için için eriyordu…
Paşa’nın yaşlı karısı Hasan’a her baktığında sanki çocuklarını görüyor gibi teselli buluyordu… Zavallı kadın nerede bilebilirdi onun iki oğlunu öldürdüğünü…
Bir gün paşa görevde iken, yaşlı kadın odasına çekilip dinleneceğini,kendini pek iyi his etmediğini söyledi…
Hasan için bir umut ışığı doğmuştu.İçinden,”Uyursa ahırın anahtarını boynundan alırım”diye düşünüp sevinçle ellerini oğuşturdu…
Kadıncağız, odasına çekileli epey olmuştu…Hasan usulca odasına girip, uyuduğunu görünce belindeki hançerini çıkartıp, kadının boynundaki anahtar asılı ipi kesti …
Anahtarı alıp sevinçle ahıra koşan Hasan,Atı  alıp dışarı çıkınca, at öyle bir kişnedi ki, eli ayağı birbirine dolandı…
O esnada kapı açılıp, yaşlı kadın görünüvermez mi…
Hasan dona kalmış,ne yapacağını bilemez hale gelmişti…
Kadın ağlamaklı bir sesle;’Hasanım’ dedi…”Eğer böyle gidersen,millet demez mi boynundaki anahtar nasıl alındı diye…Bu yaşta beni rezil mi edeceksin.Yaşlı babanın boynu bükük kalmaz mı?…”
Hasan bin pişman, yaşlı kadının ayaklarına kapandı..”Canım size feda olsun, buyur anahtarı, beni af edin anacığım…”
Hasan oturup,ona başından geçenleri bir bir anlattı..
Yaşlı kadın çok müteessir olmuştu… Akşam paşa gelince durumu ona da anlattılar.
Evladım dedi Paşa,”Beli ki şartlar seni bu duruma getirmiş…Bunda bir suçun yok…Ayrıca şu yaşlı Annan’ın namusunu düşünüp gitmemen taktir’e şayan.Atı al,git; millet sorarsa ben verdim derim …Hasan ikisininde elini öpüp ata bindi…
Tam gidecekken Paşa,”Evladım, amcan belli ki zalim ve sözünden durmayan biri …Sana kızı vermeyip,bu sefer kellemi isteyecek…İyisi mi şimdiden boynumu vur,kellemi de al git…”
Hasan bu sözleri işitince,attan inip gözyaşları içinde Paşa’nın ayağına kapandı ..”Ah  babacığım,ben senin tırnağına bin Hüsnayı feda ederim” deyip öptü…”Amcam bu sefer vermese bende tüm gücümle ona karşı mücadele ederim,yada bu uğurda ölürüm…”
Paşa bir müddet düşünüp,ona döndü.”Evladım bu böyle olmaz,yarın askerlerimle memleketine kızı istemeye gideriz…İyilikle verse ne ala;yoksa zor kullanırız…”
Ertesi gün askerlerle birlikte Hasan’ın memleketine doğru harekete geçtiler.
Günler sonra Hasan’ın memleketine vardıklarında, onu böyle askerlerle geldiğini gören amcası; korkusundan ne yapacağını şaşırdı…
Onları karşılayıp, hoşbeşten sonra konağına davet etti .
Yemekten sonra Paşa’nın; kızı Hasan’a istemesi karşısında çaresiz kalan amcası,kızı vermeyi kabul etti…”Allah hayırlı etsin” diyerek rıza gösterdiğini belirtmiş oldu…
Paşayı bırakmayıp,ona hürmette kusur etmeyen Hasan,kendisi yokken hizmet etsin diye ona bir zenci kız götürdü…Kızın çalışkanlığı,saygılı oluşu Paşa’nın pek hoşuna gitmişti… Gideceği gün Hasan’a, bu kızı pek sevdiğini, müsaadesi olursa yanında götürmek istediğini söyledi…
Hasan” tabi ki babacığım,lafı mı olur… Elbette götürebilirsin…”
Paşa konağına gelip karısına her şeyi anlattıktan sonra, yanında getirdiği kızı gösterip,bak hep bir kızın olsun isterdin,işte kızın…
Bir iki gün böyle geçmiş,kıza iyice alışmışlardı..
 Bir akşam yemekte karı koca sohbette dalmış konuşurken,konu Hasandan açıldı…
Paşa” Hasanım bana çok ikramlarda bulundu, ben ondan razıyım;Allah’ta ondan razı olsun;lakin uğrunda her zorluğa katlandığı Hüsnayı bana bir türlü göstermedi, bu yüzden biraz kırgınım”
O an sofradan kalkan kız, kendisine ayrılan odaya girip; bir müddet sonra onların yanına geri döndü…
Paşayla karısı gözlerine inanamadı.Bu bir rüya mı deyip birbirine sordular…
Karşılarında duran evellki zenci kız yerine; ay parçası gibi son derece güzel bir kız gülümseyerek duruyordu…
Kız,ah anneciğim, babacığım;Hasan’ın beni size göstermemesinin sebebi,size olan saygısından ötürüdür.İşte ben, Hüsna kızınız!..
Şaşkınlığı geçen karı koca kalkıp kızı bağırlarına bastılar…
Paşa;” hazırlan hanım,Hüsnayi Hasan’a götürüyoruz…”
Hasan’la Hüsna en nihayet,günler sonra birbirine kavuşup hasret giderme fırsatı bulabildiler..
Bir müddet daha misafir kaldıktan sonra, Paşa müsaade isteyip artık memleketine gitmek istediğini söyledi…
Çeşitli armağanlarla yolun yarısına kadar onları  uğurlayan Hasan’a;Paşa şöyle bir soru sordu.
“Hasanım,bana açıkça ve dürüstçe cevap ver…”
” buyur babacığım “
Paşa “söyle bana! Bu durumda,sen mi yiğitsin,ben mi?”
Hasan ;”ben daha yiğidim babacığım,çünkü uğrunda onca mücadele ettiğim nişanlımı , zenci kılığına sokarak, hizmetine baksın diye seninle yolladım…”
Paşa gülerek, “hay sen çok yaşa.. Eğer tersini söyleseydin kelleni alacaktım …”dedikten sonra Hasan’la vedalaşıp yola koyuldu…
Bilgilendirme

Urfa Yaşam Haber sitesinde yazılan yazılardan yazarın kendisi sorumludur. Yazarın görüşleri Urfa Yaşam haberinin görüşlerini yansıtmaz


Etiket: , 20 okunma
Tarih: 16 Kasım 2020 Google News