İdrak

Mustafa Kaplan İdrak
15 Aralık 2020 Yazırın bütün yazıları için tıklayın


İdrak

İçinde her türlü Şeytani desiselerin barındığı, sayısız haşeratın kol gezdiği,son derece tehlikeli ve karanlık bir tünel içinde tedirgin bir halet-i ruhiye içinde ilerlemeye çalıştığın bir anda;göremediğin biri tarafınndan yolunu bulabilmen için sana bir el feneri verilse;fenerin ışığını önce sana feneri veren zata tevcih edip onu tanımak,teşekkür etmek istersin değil mi?

 

Bu davranışınla,olması gereken doğal bir prosüdürü yerine getirerek; aynı zemanda manevi bir hazı da  yaşamış olursun.

 

O zatın;sana lütf ettiği bir fener değildir sadece…Yanısıra verdiği çok kıymetli bir pusula ile, alemşumul bir kitap ve bir çok kılavuzdur.

 

Onun; sana olan kerem ve ihsanı burada bitiyor mu?Bitmiyor tabi ki;aksine devam ediyor…

 

Üstüne üstlük,tünelin diğer ucundaki sonsuz ışığı,ışığı husule getiren sonsuz  aydınlığı,ve o aydınlığın asıl kaynağı işaret edilerek oraya yönelmen teşvik ediliyor.

 

Bunca iyiliği ve yardımları karşısında;o zat tarafından ne kadar önemsenip sevildiğini idrak ederek,bu sevgisine sevgiyle cevap verip ona layık olmaya çalışmak, sergilenecek en makul amellerdir elbette…

 

Yeri göğü ve arasındakilerin  sahibi olan bir zat-ı akdesi tanıyıp,

onun direktifleri doğrultusunda hareket etmenin bizi sağ salim asıl hedefe ulaştıracak doğru bir yöntem olduğunu bilmek yararımızadır.

 

Onca nimetini görüp ona hamd etmenin, başkasına minnet etmemek, onun azameti ve sonsuz kudreti karşısında boyun eğmenin başkasına boyun eğmemek ona iltica etmenin başkasına iltica etmemek gerçek özgürlük demek olduğu kul tarafından algılanması gerekir.

 

Müspet yönde vuku bulacak her tür davranışın bu güne ve yarına olacak yansımaları aynı olacağı için, bunun da menfaatimiz için tecelli edeceğini bilmek, bizim doğru yöne sevk olmamızda etkin bir sebeptir.

 

Yapılan iyiliklere, yardımlara mukabil bir teşekkür, muhatapları tarafından pasif; veya aktif, ifa edilmesi gereken doğal bir eylemdir. Bunun tersi bir kaosun yaşanmasına, bir şeylerin ters gittiğine, gideceğine delalet eder ki, bunun sorumluluğuna düçar olmanın tasvip edilecek bir durum olmadığını her akıl sahibi bilir.

 

Yaratıp; onca çeşitli nimetlerle birlikte kâinatı tüm canlıların yaşamına sunması zaten yüce Allah’ın zatında övüldüğüne dair en geçerli argümandır.

 

Esas olan İlahi bir projenin kapsamına alınan her şeyin bir uyum çerçevesinde fiiliyat göstermesidir. Bunun dışında her hangi bir icraattın mağlubiyet statüsünde yer alamayacağı her şuurlu insanın bilgisine tevdi edilmiştir. Maazallah doğal dengenin bozulmasında bir unsur olma

sıfatına haiz olmak, o karanlık tünelde yapılacak yolculuğun menzile varmadan yarım kalması demektir.

 

Kısacası dosdoğru bir yol üzerinde bir yolculuğu gerçekleştirmek üzere yaratıldık, o yolda gideceğimiz buyurulmuş, o yolda gideceğiz.

 

Fatiha suresindeki o iki ayet olan “İhdinas sıratel mustakim. Hidayet eyle bizi doğru yola! “deyip, kalpten bir tevekkülle yola çıkmak, çıkarken de bu dilekte bulunmak bizim için en hayırlısıdır.

 

Yüce Allah; bu yolda bizi hidayete erenlerden eylesin…

 

Bilgilendirme

Urfa Yaşam Haber sitesinde yazılan yazılardan yazarın kendisi sorumludur. Yazarın görüşleri Urfa Yaşam haberinin görüşlerini yansıtmaz


Etiket: 46 okunma
Tarih: 15 Aralık 2020 Google News