Mustafa Kaplan

HARUT MARUT İKİSİNDEN BİRİ

by | Leave a comment

 

Düşersen tuğyana
Dönersin üryana

Görevde iken, bir akşam
Haber Merkezi telsizinden; falanca yerde metruk bir mekanda şüpheli şahıslar olduğu ,oraya intikal edip, gerekenin yapılması anons edildi…

 

Söz konusu yere gittiğimizde,yaşları epey geçkin, saçı sakalı birbirine karışmış perişan kılıklı üç kişi oturmuş şarap içiyordu…Onlara,burayı derhal tahliye edip, terk etme hususunda ikazlar yapınca, içlerinden en yaşlısı, gayet kibar bir dille: “gidecek yerleri olmadığını, eğer müsade buyururlarsa burada yatıp kalkmak istediklerini “söylemesi beni şaşırtmıştı.Böyle birinden kibar sözler duymak garibime gitmişti doğrusu…Merakla; daha önce herhangi bir işte çalışıp,çalışmadığını sordum; o da başladı anlatmaya….

 

Daha önce bir bankanın müdürlüğünü yapıyormuş.Gayet hali vakti yerinde,evli ve iki çocuk babası imiş.Birgün gittiği bir barda bir kadınla tanışıp;ona sırılsıklam aşık olmuş.Zaman içinde o kadın için yuvasını yıkıp,tüm parasını ona harcamış…Bu arada ihmal etmeye başladığı için doğal olarakişinden de olmuş tabi… Kadın da onun beş parasız kaldığını anlayınca terk edip;ortadan kaybolmuş.O kadına olan tutkusundan dolayı akli dengesi bozulup;bir müddet akıl hastanesinde yattıktan sonra,iyileşip hastane çıkışı iş aramış;bulamayınca da evine gidemeyerek sokak köşelerinde şarap parası için dilenmeye başlamış.Yani nefsini abad etmek uğruna tüm yaşamını berbat etmiş velhasıl.Bu dramı dinledikten sonra,kimseyi rahatsız etmemeleri koşuluyla kalabileceklerini” söyleyip, telsizle haber merkezine söz konusu yerde kayda değer herhangi bir şey olmadığını anons edip; oradan ayrıldık.

 

Aradan bir,bir buçuk ay geçmişti… Gündüz görevinde iken, yine merkezden bir anons geldi.Aynı yerde bir kişinin eks olduğu söyleniyordu.

Derhal oraya gittiğimizde; gördüğüm manzara beni derinden sarsmıştı…Bana hayatını anlatan yaşlı adam; yerde boylu boyunca cansız yatıyordu…

Görev sonrası eve gidip; odama kapandım.Bir adamın, bir hiç uğruna ,hem de değmeyen bir kadın için hayatını mahv edişi bir film şeridi gibi gözlerimin önünde akıverdi… Yutkundum, boğazım düğümlendi sanki! İşte o an ki o ruh haliyle bu dizeler yüreğimin ta derinliklerinden süzülüp kaleme, kalemden kağıda döküldü;şiir oldu aktı…

 

Esrar-ı çeşm’inde sır içre sır var
Nazar-ı celbine düçar bu garip
Aşkına düşeli ey peri ruhsar
Mübtela-yı dertir naçar bu garip

 

Ehl-i aşk olmayan anlamaz halden
Düşmüşüz bir kere ne gelir elden
Duygular coştu mu derun-i dilden
Gözlerinden yaşlar saçar bu garip

 

Günül büryan oldu nar-ı hasretten
Günbegün kederden gamdan kasvetten
Sükut-i dil etti geçti ülfetten
Girmez el içine kaçar bu garip.

 

Nefsine yenik düşüp, haddini aşmanın bedeli bazen çok ağır olabiliyor maalesef!..

Meşru çerçevede mübah olan şeylerle yetinmek varken; dışında bir yaşam inşa etmeye amil olmanın getirisi, işte böyle sefilane ve kabus gibi bir tarz-ı hayattır.

 

Nefsimiz azgın bir at gibidir çünkü!..Dizgini sağlam ve sıkı tutulmassa; bizi götüreceği yer felaketimiz olur ancak …

Hayatın neresinden ve ne yoldan girilse girilsın; alacağınız yanıt bellidır .Yani şu demek.Kainat;bir eko sistem üzerinde dizayn edilmiştir…Üzerinde ne tür fiiller işlenmiş veya işleniyorsa, geri dönüşü aynı olur, olacaktır da!..

Burada iş ve oluşların esas kaynağı insan olduğuna göre;çekilenlerin türünden ötürü,herhangi birinin suçlanması söz konusu olamaz. Yüce Allah’ın verdiği akıl ve cüz-i iradeyi şuursuzca bozuk para gibi harcamanın yankısı;rezil ve harcanmış bir yaşamdır…


Etiketler: 140 okunma
Bilgilendirme

Urfa Yaşam Haber sitesinde yazılan yazılardan yazarın kendisi sorumludur. Yazarın görüşleri Urfa Yaşam haberinin görüşlerini yansıtmaz

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir