Evlilik kurumunun iki baş mümessili

Mustafa Kaplan Evlilik kurumunun iki baş mümessili
20 Kasım 2020 Yazırın bütün yazıları için tıklayın


Evlilik kurumunun iki baş mümessili

Dünya sahnesinde ellerine hayat senaryosu verilen kadın ve erkeğin rolleri, ne bir eksik ne bir fazla, tastamam eşit şekilde verilmiştir.

Kadın veya erkeğin, bu rollerde birbirinin önüne geçmeye çalışması, söz konusu senaryonun gidişatını olumsuz yönde etkiler.

Birbirinin olmasa olmazı olan bu iki unsurlardan birinin olmaması demek, diğerinin de var olamayacağı anlamını taşır. Bu bir değişmez İlahi yasadır. Bunu bozmaya kalkışmak, manen ve medetten dünya düzenine karşı işlenen en ağır suçtur.

Nasıl ki yönetmen koltuğunda oturan birisi, senaryoyu gereği gibi oynamaları için oyuncuları çeşitli şekillerde ikaz eder, verdiği talimatlara harfiyen uyulmasını ister, buda aynen böyle bir şey…

Beşeri teşekkülde iki ana unsur olan kadın ve erkeğin birbirinden asla bir üstünlüğü varit değildir.

Bugün benim diyen erkeklerin, yapamadığı çoğu işleri kadınlar yapabiliyorsa artık onlara karşı işlenen olumsuz davranışların son bulması gerekir.

Tarihte öyle kadınlar var ki tarihin seyrini değiştirmişler, önemli olaylara imza atmışlardır.

Mesela Nene Hatun (d. 1857 – ö. 22 Mayıs 1955, Erzurum), 93 Harbi sırasında Erzurum’da Aziziye savunmasına katılan, Rus işgaline karşı Erzurum’daki halk direnişinin simgesi hâline gelmiş Türk kadın kahramandır.

Atatürk’le beraber Kuvva-i Milliye saflarında, ülkesini düşmana karşı savunan Seher hanımlar, Gördesli Makbuleler, Halide Edipler ve daha niceleri… Hepsi kadın değil miydi?

Eğer bir üstünlük İlla gerekiyorsa bunun adresi kadın veya erkek değil, takvadır.

Yaratan öyle mükemmel ve yerli yerinde yaramış ki, bunda ne kadının erkekte, ne erkeğin kadında kusur bulup, bunu üstünlük gibi algılama lüksü olamaz.

Durum böyle olunca şiddet gibi gayr-i insani bir kavramın artık sosyal platformda silinip, yok olması kaçınılmaz olmalıdır.

Bir kelebeğin bile kanat çırpmaları yer küresini titretirken, şiddette maruz kalmış bir kadının çığlıklarından neler olacağını bir düşünün artık.

Bu çığlıkları duyup, duyarsız kalabilmenin mesuliyeti cidden omuzlara yüklenecek en ağır bir yüktür.

Ruhla beden gibi olan bu iki karşıt cinsin, imza altına alıp, sırtladıkları evlilik yükümlülüğünü şiddet gibi vahim bir olguyla bozmaya kalkışmaları doğaya karşı işlenen en büyük kötülüktür.

Bu kurumunun iki baş mimarı arasında husule gelen sorunlar müzmin bir hal almışsa, çözümü karşılıklı anlayış ve hoşgörüden başka bir şey olmamalıdır.

Mantığa galebe çalan bir şiddet duygusunun patlama anı hedefte vuku bulmuşsa, sonucu telafisi mümkün olmayan belalara kapı açmaktan öte gitmez.

Bu da insan hayatına müessir bir sürü sorunla yüzleşme sürecini tezahür ettirir.

Allah hiç kimseyi böyle elim bir durumla muhatap kılmasın.

Bilgilendirme

Urfa Yaşam Haber sitesinde yazılan yazılardan yazarın kendisi sorumludur. Yazarın görüşleri Urfa Yaşam haberinin görüşlerini yansıtmaz


Etiket: , 25 okunma
Tarih: 20 Kasım 2020 Google News