Çekilenler yapılanların Kefaretidir

Mustafa Kaplan Çekilenler yapılanların Kefaretidir
23 Eylül 2020 Yazırın bütün yazıları için tıklayın


Çekilenler yapılanların Kefaretidir

Binbir güçlükle toplanıp,devşirilen semaratın dünyada kalıp;darülbekaya olacak zorunlu yolculukta,sadece bize eşlik edecek olan sevap ve günah kazanımlarıdır.

Allah namına bir harcanma söz konusu ise;o semarat yarın mahkeme-i Ķübrada lehte veya aleyhte verilecek karara müessir bir delil hükmüne geçebilir…

Yoksa ne mal ne mülk; nede edinilen tahsilat kurtuluş için bir dayanak değildir.

Kulun geçici tasarrufuna bırakılan her şeyin, salt keyfe göre harcanmak için olmadığı; tabi tutulduğu sınavda isitmal edilmesine binaen zi şuurun eline verilmiş emanetlerdir.

Vakti gelince o sınav salonunu terke düçar olanların onları yerli yerinde bırakakıp, sadece artı veya eksi puanlarla kabir denilen bekleme salonunda; haşr edilecek güne kadar elim bir bekleyiş sürecini yaşayacak olmalarıdır .

Ulvi amaçlar için verilenlerin, nefs için harcanır olması, öbür dünyada düşüreceği süfli duruma birer şahit olacakları bir an hayal edilse, eminim o yönde temayül eden amellerden imtinalar tezahür eder.

Mesela bir mekanda yedi yirmi dört okey veya benzer bir oyun başında vakit geçirenlerin bu abesiyetle iştigal durumları elbette cezasız kalmayacağı, daha iyi işlerde kullanılması gereken zamanın onların bu müflis duruma şahitlik yapacağı her akl-ı selim için düşünmesi gereken bir konudur.

Her hareket ve oluşumu hedefe intikal ettirme sürecinde tasarlanan yol haritası, bununla ilgili yoğunlaşan aklın, sarf edilen düşüncelerin, kurgulanan muhayilelerin ve beraberinde yardımcı rol üstlendirilen bedensel uzuvların tümü, bu İlahi yasalara uyumsuzluk arz eden hareketlerimizden bizi suçlayıp mesul tutacaklardır.

Hal böyle olunca o yüceler yücesi olan Allah’a verecek bir geçerli cevap; gösterilecek bir yüz olur mu orası meçhul…

Yaratılanın İlahi bir sistem üzerinde kurulu olması; dışında gelişebilecek her şeye kapalı olduğunu gösterir. Aslında böyle bir karşılık, doğal bir sonuçtur. Madem Allah tarafından ortaya konulmuş bir sistemin mevcudiyetinden bahs ediliyor; illaki buna bir uyumun olması bir zaruret olarak telaki edilmelidir.

Teceliyattın bu İlahi prosedür üzerindeki inkişafatı normal seyrinde giderken; bunun aksi yönde bir davranışın mümessili olmanın elbette bir sorumluluk getirisi olacaktır.

Vagonlarından birinin devrilmesiyle bir trenin sistemi ile ilgili dejenerasyonun oluşumu buna misal gösterilebilir.

Hücreden, Atoma kadar her şey, Allah’ın; kullarına kendini buldurtmak için verdiği birer pusuladır. Beş duyu organımızın doğru kaynaktan veri akışını
sağladığı beynin;dışa yansımaları bu İlahi yasalar doğrultusunda vuku bulacağı için,bunların makul bir statüde inkişaf etmeleri bilinen olgulardır.

Allah’ın ;tasarrufuna sunduğu azaların kullanımı ile ilgili sorumluluktan, kulun kaçmak gibi bir lüksü yoktur.

Gözlerin gördüğü her şeyi; kulakların işittiği her sesi iyi veya kötü ;beynin niteliklerine göre bir değerlendirme içinde olacağı bilinen bir olgudur.

HAŞA!ALLAH ZULM EDİCİ DEĞİLDİR.

Kim her ne yaparsa kendine yapar. Gece evde yanan ışığınızın düğmesini kapatmanız halinde, bunun doğal sonucu olan karanlıktan elbette ki direk olarak siz sorumlusunuz.

Buna Hz. Yunusun duası en geçerli argümandır.

Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu minez zâlimîn”

Anlamı: “Senden başka ilâh yoktur. Sen her türlü noksanlıktan, eşi-ortağı olmaktan uzaksın. Şüphesiz ben kendine yazık edenlerden oldum” (Enbiyâ 21/87)

Muayyen bir süreye kadar süreğenliği devam edecek olan bu dünya hayatında; acıları baki kalacak muvakkat zevkler için, insanın bu sözü edilen İlahi sistem dışında amel sergilemesi ne derece doğrudur düşünmek lazım.

Allah cümlemizi bu İlahi sisteme dahil edecek ameller ihsan eylesin!..

Bilgilendirme

Urfa Yaşam Haber sitesinde yazılan yazılardan yazarın kendisi sorumludur. Yazarın görüşleri Urfa Yaşam haberinin görüşlerini yansıtmaz


Etiket: , , , 87 okunma
Tarih: 23 Eylül 2020 Google News